Neden acaba insanları kalıplara sığdırmaya çalışıyoruz. Bu konuda
küçükken bize öğretilen şey nedir?
-Bir kişi eğer yanlış bir hareket yaparsa o kişi kötüdür ve ondan hiç bir iyi
davranış beklenemez. Ya da herşeyi çok iyi yapıyorsa asla bir yanlış
yapmamalıdır eğer yaparsa onuda yanlış tanımışızdır ve onu kafamızdaki
kötüler sınıfına koyarız. İyi ve kötü davranışı iki sekilde açıklayabiliriz.
1. Herkesin öngördüğü beğendiği bazı erdemler vardır
-Çalışkanlık
-Doğruluk
-Güzellik
-Bilgi
-Dürüstlük gibi.
2. Birde çıkara dayalı iyi ve kötü vardır. Eğer siz benim isteklerime karşı
çıkmaz ve kabul ederseniz sizden iyisi yoktur. Bir kere benim isteğimi
yapmayın kötüsünüzdür. İnsanları böyle iki uca attığınız zaman onların bir kabın
içine hapsetmiş oluruz.
Kabına sığmayan bir çiçek nasıl solarsa o da öyle solacaktır.
Başarılı ise hep başarılı olmak zorunda, tembel de hep tembel böyle
olunca ikiside hayattan tatmin olmayacaktır.Kötü olarak anılan böyle anılmanın verdiği
huzursuzluğu yaşayacak ve o huzursuz olduğundan başkalarını huzursuz
edecektir. İyi de kötüde kendinden beklenildiği gibi davranacak
böylelikle özgür iradeleri ellerinden alınacaktır.
İnsanları bir ya da birden fazla davranışıyla yargılamamak gerekir.
İnsan bir davranışıyla değil davranışlarının toplamı ile değerlendirilmesi
gerekir. Bir davranışının yanlış olması demek o insanın kötü olduğunu
değil sadece o davranışının hatalı olduğunu gösterir.İkinci bir nokta var ki,
belki o kişi size göre yanlış ama kendine göre doğru davranıyor olabilir.
Çünkü yaşamda seçmiş olduğumuz doğrular bizim genetik yapımızla,
sosyal çevremizle şekillenir ve görecelidir.
Mesela bir arkadaşınıza seninle yarın sinemaya gidelim mi dediniz. O da
gelmek istemedi. Fazlada da önemli bir sebep ileri sürmedi.
O kişi kötü müdür? Pek tabi ki hayır gününü kafasını dinlemek için
geçirmek isteyebilir, insanların her ne yakınlıkta olursa olsun kişilik haklarına
tecavüz etmemek gerekir. İnsanların özgür seçimleri onların en tabii hakkıdır
ve bir neden öne sürmek zorunda.
buna cevap vermek o kadar zorki özelikle günümüzde, şu son 2-3 haftadır haber bültenlerinde yer alan olaylar yüzüne insanlık adına utanç ve nefret doluyum..
hep kötü örnekler öne çıkıyor diye insanlar kötüdür diye bir ön yargıya kapılmayalım,
bence hala yüreği sevgi ve iyilikle atan çok fazla insan var ama iyilerin kaderi iyiliklerinin hiçbir zaman görünmemesi ve dolayısı ilede ön plana çıkmamamsıdır
casper haklısın yüzde yüz ama gidişat hiç iyi değil çoluğum çocuğum adına endişe doluyum, tüm değerlerimizi, öf ve adetlerimizi tek tek kaybediyoruz, ne sevgi ne saygı kaldı herşey o kadar basit olduki, herşey sunileşti..tüm kavramlarımızı yitiriyoruz, üzüntü duymamak elde değil
evet insan iyimidir kötümüdür yoksa kişiye kalıplar yoluyla oluşturulmuş bir evrende iyilik ve kötülük kavramlarıda koşulların etkisiyle yada gereksinimler tarafından mı belirlenmektedir ? veyahut bu seçenekler yanlış mı ve insan ne bu ne öteki mi , yoksa bütünselmi..........
iyilik ve kötülük gibi özü ayrıştırıcı ve belirleyici olgularda iki, çelişik görüş açısıyla karşılaşırız , birisi insanın özü diye birşey olmadığı düşüncesi , bu görüş insanın onu şekillendiren kültürel yapıların ürünü olmaktan birşey olmadığını iddia eden antrolopolojik görecelik tarafından savunulur , öte yandan kötülük, yıkıcılık gibi tersi bir olgu tartışması freud ve diğer birçok kişi tarafından savunulan insan özü diye bir şey olduğu görüşüne dayanmaktadır.Aslında dinamik psikolojinin tamamı bu önermeye dayanıyor
insan doğası için sadece iyilik ve kötülük gibi yeterli bir tanım bulmanın zorluğunun detayı ince bir ikilemde karşımıza çıkmaktadır.insanın özünü oluşturan belli bir madde olduğunu varsayarsak, ortaya çıktığı andan itibaren insanda hiçbir temel değişikliğin olmadıgı anlamına gelen evrimci ve tarihsel olmayan bir görüş kabul etmeye zorlanırız.öte yandan evrimci (bahsettiğim evrim düzenbazlıkla eşdeğer bir konumda olan bir kuram ile karıştırılmasın) bir kavramı benimseyip insanlıgın sürekli olarak değiştiğine inanırsak, insan doğası yada özü denen şeyden geriye ne kalır?
evet bu ikilem insanın; ki aristonun ifadesiyle "siyasi hayvan" , nietzsche'nin ifadesiylede "ümit veren bir hayvan" yada marx'ın ifadesiyle "öngörü ve hayal gücü ile üretebilen bir hayvan" olarak nitelendirdikleri tanımlarla da çözülemz, bu tanımlar sadece insanın temel niteliklerini dile getirir onun özüne gönderme yapmaz.
hasılı kelam kutsal kitabımızda belirlenmiş en güzel ifade konuyu yeterince açıklığa kavuşturmuştur.şöyleki Yaratıcı insanoğlu için yaratılmışların en şereflisi (eşref-i mahlukat) demiştir...ki yine araştırıldığında kutsal kitabımızda (esfel-i safilin) hayvandan daha aşağı derecedeki insan sıfatınada muhatab görülmüştür...
insan hem şeytandır hem mele...iyi yada kötü ayrımı düşünen beyinler için hem yaratıcının emirlerinde hemde kişinin beyninde derc edilmiştir...
insanın iyi yada kötü oluşu bana göre yetiştiği çevreyle alakalıdır.çok zor şartlar altında yetişmiş bir insan biraz da hakkını yedirmemek için kötü davranışlar sergileyebilir.biz genelde insanın mevcut durumunu hiç düşünmeden o anki anlık yaptığı bir olayla değerlendiriyoruz.genelde olaylara hep yüzeysel bakıyoruz .bir bebek doğduğunda masumdur.kötü nedir bilmez.ancak sonrasında bulunduğu ortamdan dolayı bi şekilde istenmeyen davranışlarda bulunmaya başlayabilir.tabi bu benim görüşüm